google.com, pub-4785914861842946, DIRECT, f08c47fec0942fa0
Yazı Detayı
13 Ocak 2021 - Çarşamba 10:38 Bu yazı 38 kez okundu
 
BİR ONKOLOG BAKIŞIYLA KORONAVİRÜS AŞISI
Dr. Eda Küçüktülü
 
 

 Salgın döneminden en çok kanser hastaları ve kronik hastalar etkilendi. Zor şartlar altında tedavilerini tamamlamak için ciddi mücadele verdiler, en çok da hayatlarını ve tedavilerini riske atan kuralsız insanlarla mücadele ettiler… Hastaların bir kısmı bu mücadelede yenik düştü ve Koronavirüs’e yakalandı, kimi koronavirüsden kurtulurken tedavisine verdiği ara nedeniyle kanser hastalığında tekrarlama ile karşı karşıya kaldı, kimi de koronavirüsten hayatını kaybetti.  Bu mücadeleler arasında, 19 yaşındaki bir hastamın koronavirüsnedeniyle yaşadıkları, artık çevremizdeki koronavirüstaşıyıcısı insanların sayısını azaltmak için elimizden gelmeyeni bile yapmamız gerektiğini düşündürdü. Tabii bu düşünce sadece sağlık çalışanları için değil hepimiz için oluştu… 19 yaşındaki hastam ameliyat sonrası beyin tümörünün tekrarlamaması için ışın tedavisi alırken koronavirüs’e yakalandı, önce kullandığı ilaçlar nedeniyle şikayeti olmadığı için kendisine tedavi verilmedi, daha sonra koronavirüs akciğerlerinde hasar yapınca acil tedaviye başlandı. Bu süreç bir buçuk ay sürdüğü için ışın tedavisi yarım kaldı ve hastam artık konuşamaz, yürüyemez hale geldi… Çünkü bu arada beyin tümörü tekrarladı… 

Şimdi, büyük bir umutla ışın tedavisine kaldığı yerden devam ediyor ve tekrar eskisi gibi konuşabilmek için gün sayıyor… Acaba ona koronavirüsü bulaştıran, “nasılsa bir şey olmaz bir hasta ziyaretinden” diyen kişinin, bu sonuçlara sebep olduğunu görmesi için 19 yaşındaki bir gence bunları yaşatması mı gerekiyordu?

  Biz sağlık çalışanları, her gün bu ve benzeri hikayelerdendolayı o kadar çok üzülüyoruz ki, tükenmişliğimizin çoğunu bu sebepler oluşturuyor… Koronavirüs bir süre daha tüm dünyanın hayatında ve gündeminde olacak, bu nedenle hastalığı taşıyan ve bulaştıran insan sayısını azaltarak sadece koronavirüsten ölümleri değil, dolaylı etkilenme ile, kanser gibi kronik hastalıklardan ölümü de engellemiş olacağız. Tarihe bakıldığında bunu başarabilmenin tek yöntemi aşıdır. 65 yıl önce çocuk felci aşısını bulan Jonas Salk’a “aşının patenti” ile ilgili soru sorulduğunda, “Ne patenti, o insanlığa ait, güneşi patentleyebilir misiniz?” diye cevap vermiş ve aşının güneş gibi insanlık için gerekli bir şey olduğunu ifade etmiştir. Son yıllarda aşı karşıtı bazı ülkelerde kızamık aşısının kullanılmaması kızamıktan ölüm oranlarının tekrar artmasına sebep olmuştur. Bu sonuçlar da göstermiştir ki,  aşı salgınları önlemek için gerekli bir kalkandır. 

 

    Ülkemizde, Sağlık Bakanlığı politikaları nedeniyle düzenli aşılama programları eskiden beri uygulanmaktadır. Ve bugüne kadar halkımız “aşının nerede üretildiği ve kim tarafından üretildiği” gibi soruları düşünmeden küçücük bebeklerini bile aşılatmıştır. Evet, koronavirüs aşısının hızlı üretilmesi herkeste haklı bir endişe yarattı ama çalışmalar yine bilim ışığında yapıldı ve yapılmaya devam ediyor. Dünyanın çektiği bu acıyı dindirmek için de başka bir çaresi yok gözüküyor. Bukonuda başarılı olmak için dünyanın 60’ının aşılanması gerekiyor. Bu sayede, hepimiz eski özgür hayatlarımıza aşama aşama dönebileceğiz ve kanser hastaları gibi kronik hastalarda kendilerine sunulan tedavi şansını eskisi gibi risksizkullanabilecekler. Özgürlüğümüze aşama aşama döneceğimizi özellikle belirttim, çünkü burada asıl önemli olan aşının büyükkitleler üzerindeki etkinliği… Bu sonucu görene kadar da,maske/mesafe/hijyen kurallarına titizlikle devam edeceğimizi vurgulamak istedim.

 

    Aşının ayrıntılarına uzmanlık alanım olmadığı için fazlaca girmek istemiyorum. Bu konuda basın ve yayın organlarında hem Sağlık Bakanlığımız hem de alanında uzman Hocalarımız sık sık bilgilendirmeler yapıyorlar… Şunu da bilmenizi isterim ki, ülkemizde yapılacak olan aşılama programının başında, Çocuk Hastalıkları Uzmanı olması nedeniyle aşılama konusunda oldukça tecrübeli olan Sağlık Bakanımız Sayın Fahrettin Koca ile birlikte Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Profesörü olan, yine alanında oldukça başarılıBakan Yardımcımız Sayın Emine Alp Meşe var.  Bilim kurulunda da, bölgemizin en çok güvendiği Hocaları Prof. Dr. İftihar Köksal ve Prof. Dr. Tevfik Özlü var,  emin olun aşı ve hastalık konusunda hepimiz oldukça güvenilir ellerdeyiz ve ülke olarak çok şanslıyız… Bu isimler ve ismini zikretmediğim dünyada sözü geçen pek çok bilim insanımızbize aşıyı olmamızı öneriyorsa hiç düşünmeden ilk bulduğumuz aşıyı yaptırmalıyız! Ben öyle yapacağım.

 

     Yine kanser hastalarından bir örnekle yazımı noktalamak isterim; bizim hastalarımız, kanser tedavisi konusunda en yeni çıkmış ilaç ve aşıları kendileri takip ederek, bizleri sürekli bu yeni tedavileri olabilmek için sorgularlar… Bu sırada ilacın kim tarafından üretildiği ve ne kadar hasta üzerinde çalışıldığını akıllarından bile geçirmezler, çünkü akıllarındaki tek şey tedavi olmaktır! Bizim de, şu an aklımızdaki tek şey koronavirüsten kurtulmak olmalıdır.

 
Etiketler: BİR, ONKOLOG, BAKIŞIYLA, KORONAVİRÜS, AŞISI,
Yorumlar
Haber Yazılımı